6 Kasım 2007 Salı

Büyük göğüs bel ağrısı nedeni


Büyük göğüs bel ağrısı nedeniUzmanlar, büyük göğüslerin bel ağrısına neden olduğunu söyledi.



06 Kasım 2007 10:53
--------------------------------------------------------------------------------
EDİRNE Selimiye Devlet Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanı Dr. Turgut Terzi, büyük göğüslerin bel ağrısına neden olduğunu söyledi.

Dr.Terzi, son yıllarda hızla artan ve hemen herkesin bir dönem yaşadığı bel ağrısına günlük yaşamda dikkat etmediğimiz birçok etkenin neden olduğunu söyledi. Dr. Turgut Terzi, “Özellikle kadınların büyük göğüslü olması bel ağrısına neden oluyor. Bunun nedeni büyük göğüsleri taşımakta zorlanan kadınlar omuzları öne eğerek yürümesi bel ağrısı sorununa neden oluyor. Bu da ciddi sağlık problemlerine yol açıyor'' dedi.

Büyük göğüslü kadınların kendilerini psikolojik olarak iyi hissetmediklerini belirten Dr. Terzi, şöyle devam etti:

“Genç kızlar göğüsleri ilk çıkmaya başladığında utanıyor. Göğüsleri belli olmasın diye bol tişörtler giyerek, omuzlarını öne eğerek kambur yürüyorlar. Bu da ileride bel ve sırt ağrısına neden olabiliyor. Büyük göğüslü kadınların çoğunluğu ise omuzlarını öne eğerek yürüyerek kamburu çıkıyor ve bel ağrısı problemi yaşıyor. Biz de fizik tedavi için gelen bu tür hastaları estetik cerrahlarına yönlendiriyoruz.Hastalar göğüs küçültme ameliyatlarına girdikten sonra bel ağrısının sona erdiğini söylüyorlar.''

Milliyet

Öldüren içecek


Öldüren içecek!Alkolle birlikte tüketilen enerji içecekleri ölümlere yol açıyor...



06 Kasım 2007 09:16
--------------------------------------------------------------------------------
Alkollü içecekleri enerji içecekleriyle karıştırıp tüketenlerin yaralanma, cinsel saldırıda bulunma ve ölüm riski iki kat artıyor. İngiliz Times gazetesi, "Red Bull gibi enerji içeceklerini alkolle karıştırmak büyük tehdit" diye yazdı. 4 bin 271 kişi üzerinde Wake Forest Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada içkilerini enerji içecekleriyle karıştıranların yaralanma riskinin daha fazla olduğu belirlendi. Yetkililer, enerji içeceklerinin içinde bulunan kimyasalların tüketicinin fark etmeden daha çok içki tüketmesini tetiklediğini belirtti.

Kanserden uzak durabilirsiniz


Kanserden uzak durabilirsinizKanser tehlikesinden uzak durmak aslında sizin elinizde...



05 Kasım 2007 18:32
--------------------------------------------------------------------------------
Kanseri önlemenin en önemli yöntemi ne? İşte kanserden korunmak için altın öğütler.

On yıl önce sadece bir kanser türünün aşırı kilo ile ilişkisi olduğunu söyleyen bilim kurulu, bugün obezitenin ona yakın kanser türünün sebebi olduğunu ortaya koydu. Sağlıklı beslenme, kanseri önlemenin en önemli yöntemi. Et, alkol, abur-cubur, kilo da kanser nedeni.

Kanser ve beslenme tarzı arasındaki ilişkiyi inceleyen en büyük araştırma İngiltere’de tamamlandı. Dünya Kanser Araştırma Fonu’nun (WCRF) oluşturduğu uzmanlar kurulu, yedi bin araştırmanın sonuçlarını raporlaştırarak kansere karşı altın kurallar listesi oluşturdu. Kilo ile kanser arasında kesin bir ilişki tespit eden uzmanlar, aşırı vücut yağının altı farklı kanser türüne yol açtığını bildirdi.

Raporu hazırlayan uzmanlar kuruluna başkanlık eden Prof. Sir Michael Marmot, kanserin beslenmeyle ilgili nedenlerini incelerken kilonun bu kadar önemli olduğunu görünce çok şaşırdığını söyledi. Rapora göre, ideal kilosunun çok az üzerinde olanlarda bile meme, bağırsak ve pankreas gibi yaygın kanser türlerine yakalanma riski artıyor.

Aynı kurulun 10 yıl önce hazırladığı raporda sadece bir kanser türünün aşırı kiloyla ilişkisi ispatlanmıştı. Son raporda, 1960’lardan beri yapılan yedi bini aşkın araştırma dokuz bilim kurulu tarafından derlendi ve alanında dünyaca ünlü 21 uzman tüm bu bilgileri tek bir havuzda topladı. Sağlıklı beslenme yoluyla aşırı kilo alınmasının engellenmesi halinde her yıl 100 bin kanser vakasının önlenebileceği bildirildi.

* Et yemeyin spor yapın

* Boyunuza göre sağlıklı sayılan kilo aralığında mümkün olduğu kadar alt sınıra yakın olmaya çalışın. Vücut kitle endeksine göre 25 puan iyi, ama biraz daha aşağıda olması daha da iyi.

* Salam, sucuk, pastırma gibi işlenmiş et ürünlerinden kesinlikle uzak durun. Özellikle tuzlama ve tütsüleme yöntemiyle saklanan ürünlere yaklaşmayın.

* Kırmızı et tüketimini mümkün olduğunca azaltın. Sebze ve meyve ağırlıklı beslenin.

* Alkolden olabildiğince uzak durun.

* Tatlı içeceklerden ve abur cuburdan kaçının.

* Kilo alımını engellemek için spor yapın.

Depresyonda mısınız


Depresyonda mısınız ?Depresyon, genellikle 30'lu yaşların başlarında ortaya çıkar...



06 Kasım 2007 09:30
--------------------------------------------------------------------------------
Depresyon, her yaşta görülen bir hastalıktır... Kadınlarda erkeklere oranla daha fazladır. Eğer siz de depresyon belirtileri taşıyorsanız, yazı dizimizi kaçırmayın!

Depresyon, genellikle 30'lu yaşların başlarında ortaya çıkar. Bir kez depresyon geçiren bir hastanın ikinci kez depresyona girme olasılığı, diğer insanlara göre daha yüksektir. Bazı hastalarda mevsimsel özellik gösterir. Ailenin diğer bireylerinde depresyon öyküsü bulunan kişilerde, majör depresyon görülme riski daha fazladır.

Depresyondaki bir hastada; duygulanım bozuklukları, bilişsel bozukluklar (düşünce, bellek, algı, dikkat), davranış bozuklukları, fizyolojik (bedensel) bozukluklar ortaya çıkar. Depresyon geçiren kişinin duygularında da birtakım değişiklikler olur. Her şeye karşı genel bir ilgi azalması, hayattan zevk alamama ön plandadır. Kişinin arkadaşlarına, ailesine, sevdiklerine, çevreye, uğraşılarına karşı duygusal bağları oldukça zayıflar. Karamsarlık, umutsuzluk, geleceğe dair beklenti kaybı, genel bir keder-hüzün hali ile birlikte giden duygusal bir çökkünlük hakim olur. Depresyondaki kişi kendisini yetersiz, değersiz, başarısız hisseder ve dış dünyadan uzaklaşır. İçe kapanma, konuşmada azalma, ağlamaya eğilimin yanında agresif davranışlar da sergileyebilir.

Hatta hastada gün içinde bile değişen duygulanımlar görülebilir. Genellikle sabah saatlerinde depresif duygular daha yoğun olurken akşama doğru bu duygularda kısmen rahatlama görülür. Bu durum uyumakta zorluk çekmeyen, ancak gece boyunca sık uyanan ve sabah erken uyanıp tekrar uyuyamayan hastalarda daha sık rastlanılan bir durumdur. Tam tersinde ise yani uykuya dalmakta zorluk yaşayan ama gece boyunca rahat uyuyan hastaların sabah kendilerini daha iyi hissettikleri, akşama doğru kötüleştikleri saptanmıştır.

Depresyondaki hastalarda genel bir enerji azalması görülür. Günlük işlevlerini sürdürmekte zorlanırlar. Sürekli yatma ihtiyacı hissederler ve sabah kalkmakta, işe gitmekte zorlanırlar. Kişisel bakımından eskiye oranla bir özensizlik hali dikkat çeker.

Bu kişiler genellikle alçak ses tonuyla ve yavaş yavaş konuşurlar. Ayrıca karşısındaki kişiye ilgilerini kaybetmişlerdir, göz teması bile kurmayabilirler. İleri dönemde ise halsiz, bitkin, bakımsız, omuzlar çökkün, ağır hareket eden bir davranış şekli sergilerler. Bu kişiler ya hiç konuşmazlar ya da sorulara cevap vermezler. Bir grup hastada da aşırı sinirlilik, huzursuzluk, yerinde duramama, sürekli şikayet etme, kötümser ve muhalif bir davranış içinde olma hali gözlemlenir.

Takvim

Alzheimer olduğundan emin misin


Alzheimer olduğundan emin misin ?Hidrosefali yaşlılıkta Alzehimer ve Parkinsonla en çok karıştırılan hastalık...



06 Kasım 2007 10:31
--------------------------------------------------------------------------------
Çünkü bu üç hastalığın belirtileri de birbirine çok benzer.. Hidrosefali kafa içinde anormal miktarda sıvı birikmesi olarak tanımlanır.

Daha çok 55 yaş ve üzerinde görülen bu nörolojik hastalık, biriken sıvının oluşturduğu basınç nedeniyle sinirlerde gerilmeye neden oluyor.

Florance Nightingale Hastaneleri Nöroşürirji Bölümü Genel Koordinatörü, Profesör Cengiz Kuday, bu hastalığın belirtilerini şöyle sıralıyor;

Yürüme Bozukluğu:

Yürüme bozukluğu , hafif dengesizlikten , yürüme ya da ayağa kalkamamaya kadar değişik derecelerde görülebilir. Hastalar genelde ayaklarını kaldıramazlar, merdiven çıkma ya da frene basmada güçlük çekerler. Düşmeler görülür. Yürüme güçlüğü en belirgin ve ilk ortaya çıkan semptomdur.

Unutkanlık ya da hafif Demans

Hafif Demans günlük aktivitelere ilginin azalması, unutkanlık, rutin işlerin aksaması, kısa dönem hafıza kaybı olarak tanımlanabilir. İnsanlar genelde dil kabiliyetlerini kaybetmezler, fakat herhangi bir problemin olduğu gerçeğini reddedebilirler. Bütün hastalarda belirgin hafıza kaybı görülmesi gerekmez.

İdrar Kaçırma

Mesane kontrolünün kaybı hafif olgularda idrara çıkma sıklığında artma olarak görülürken , daha ciddi olgularda mesane kontrolü tamamen kaybolur (idrar kaçırma). İdrara sık çıkma her 2-3 saatte bir görülebilirken , güçlü ve acil idrar yapma hissi oluşabilir. Bu durum bazen o kadar şiddetli olabilir ki hastalar idrarını tutamayabilir. Çok nadir olarak büyük abdesti kaçırma görülebilir. Bazı hastalarda mesane problemleri hiç görülmeyebilir.

Bu 3 belirti genelde yaşlanma ile beraber görüldüğü için NBH hastalarının büyük çoğunluğu 60 yaş üzerindedir. Semptomlar hasta doktora başvurmadan yıllar önce başlayabilir. Zamanla ilerler. İlerleme oranı değişkenlik gösterir. Hastalar doktora ciddi fonksiyon kaybı ya da özürlülük nedeniyle başvururlar. Semptomlar ne kadar uzun süredir varsa tedaviden fayda görme ihtimali o oranda azalır. Bu yüzden erken teşhis tedaviden fayda görme açısından önemlidir.

Peki “Alzheimer” ya da “Parkinson”a da çok benzeyen “Hidrosefali”nin farkı nedir?

Profesör Kuday, çoğu zaman bu hastalıklar arasındaki farkı söylemenin zor olduğunu belirtiyor. Ve devam ediyor:
“Çünkü Normal Basınçlı Hidrosefali (NBH) belirtileri Alzheimer ya da parkinson ile benzerlik gösterir. Bununla beraber, yürüme güçlüğü NBH'de ilk bulgu olarak ortaya çıkar. Bu bulgu Parkinsonun titremelerinden farklıdır. Alzheimerda hafıza kaybı erken görülürken, NBH'da daha geç ortaya çıkar.”

NBH'nin en önemli farkı tedavi edilebilmesi

Profesör Kuday bu hastalıkta erken teşhisin önemine dikkat çekiyor.
“Hastalar doktora ciddi fonksiyon kaybı ya da özürlülük nedeniyle başvururlar. Semptomlar ne kadar uzun süredir varsa tedaviden fayda görme ihtimali o oranda azalır. Bu yüzden erken teşhis tedaviden fayda görme açısından önemlidir. . Ama NBH tanısı konulursa hastanın tedavi edilebilme şansı vardır.”

Peki bu hastalık nasıl teşhis edilir?

En sık kullanılan teşhis yöntemleri ultrason,tomografi ve MR gibi görüntüleme teknikleri ve klinik değerlendirmedir.
Ayrıca belden sıvı alınarak kesin teşhis konulur.

Tedavi

Profesör Cengiz Kuday, bu hastalığın tedavisinde en etkin yöntemin hastaya “Şant” adı verilen bir aletin takılması olduğunu söylüyor.
“Şant kafatası içinde biriken fazla sıvıyı boşaltmak için dizayn edilmiş bir alettir. Takılan alet sayesinde fazla sıvı karın içine boşaltılır .Cerrahi yöntemle bu alet hastaya takılır, sonrasında hasta birkaç gün hastanede kalır.”

İyileşme oranı

Profesör Kuday, bu yöntemin tedavideki başarısını şöyle anlatıyor. “Yürüme güçlüğü, hafif unutkanlık ve mesane kontrolü gibi belirtiler şanttan sonraki birkaç gün içinde iyileşebilir ya da biraz zaman alabilir. Genelde belirgin iyileşme ilk hafta içinde görülür. Klinik iyileşme hastadan hastaya değişiklik göstereceği için iyileşmenin ne kadar süreceğini tahmin etmek güçtür.”

Nezleyken tokalaşmayın


Nezleyken tokalaşmayın !Uzmanlar, nezle ya da grip olanların tokalaşmamalarını önerdi.



06 Kasım 2007 11:19
--------------------------------------------------------------------------------
Ankara Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Recep Akdur, nezle ve gribin kış aylarında artmasının nedeninin soğuk hava değil, insanların kalabalık yerlerde toplanması olduğunu belirtti. Akdur, nezle ya da grip olanların tokalaşmamalarını önerdi.

Prof. Dr. Recep Akdur ANKA’ya yaptığı açıklamada, nezle ve gribin üşütme ile ilgisi olduğu gibi yaygın bir kanaat olduğunu, ancak bunların üşütme ile bir ilgisi bulunmadığını açıkladı. Akdur, “Hava ne kadar soğuk olursa olsun, insanlar diğer bir insandan virüs almadıkça kesinlikle nezle ve gribe yakalanmazlar" dedi.

Akdur şöyle devam etti:

“Açık bir anlatımla, kışın virüslerin hastalık oluşturması daha zor. Buna karşılık yağışlı ve soğuk günlerde insanlar zamanlarının büyük kısmını kapalı mekanlarda geçiriyor. Kapalı mekanlar ise insanların biri birine virüs bulaştırdığı en önemli yerlerdir. Nezle ve gribin kış aylarında artmasının nedeni soğuk değil, insanların kalabalık yerlerde toplanması. Kapalı yerlerde soğuk gelmesin diye kapı ve pencereler sıkı sıkı kapatılıyor bu da grip ve nezlenin yayılmasını kolaylaştırıyor. Bunu önlemek için, soğuktan korkmamalı ve kalabalık yerler havalandırılmalıdır. Hastalığın yayılmaması için grip ve nezle olanlar kalabalık yerlere girmemeli. Gitmek zorunda kalanlar bez maske takmalıdır. Ellerlin tmiz olmaması, tokalaşmak, öpüşmek ve öksürük hapşırık virüslerin yayılmasına neden olan hareketleredir. Hasta olanlar iyileşinceye kadar bu hareketlerden kaçınmalıdır."

ANKA

2008'de 77 hastane daha



2008'de 77 hastane daha
Gelecek yıl Sağlık Bakanlığı'na bağlı 77 hastanenin hizmete sunulması planlanıyor.06 Kasım 2007 11:22
Aralarında Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerindeki entegre ilçe hastanelerinin de bulunduğu, bir bölümünün inşaatına daha önce başlanan, bir bölümünün yapımına ise yeni başlanacak bu hastanelerin hizmete girmesiyle ülkedeki yatak sayısı 4 bin 971 artarak, 137 bin 594'e ulaşacak. Sağlık Bakanlığı'ndan edinilen bilgiye göre, 9'unu Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerindeki entegre ilçe, 14'ünü de devlet hastanelerinin oluşturduğu 77 sağlık kurumunun gelecek yıl hizmete sokulması planlanıyor. Bu tesisler arasında kadın doğum ve çocuk hastalıkları hastaneleri ile ağız ve diş sağlığı merkezleri de bulunuyor.