22 Kasım 2007 Perşembe

Viagra geldi mertlik bitti




Viagra geldi mertlik bitti !
Düne kadar cinselliğin konuşulmadığı ülkemizde, Viagra'nın çıkışıyla bu kural bozulmuş oldu
Cinsellikte 'devrim' yaratan mavi hap, adeta ikili ilişkilerde çığır açtı. Viagra'nın olduğu yerde ise aldatma ve aldatılmalar da kaçınılmaz oldu. Kimi erkekleri suçladı; kimi ise bu mavi hapı... Biz de konuyu işin uzmanı İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Üroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ateş Kadıoğlu'na sorduk.

* Türk erkeğinin en büyük derdi sertleşme sorunu mu? Ülkemiz erkeklerinde sertleşme güçlüğü 40-49 yaş arası yüzde 49.9 oranında görülmektedir. Bu oran 70 yaş üzerinde ise yüzde 94.7'ye kadar yükseliyor.

* Söylediğiniz bu rakamlar son derece ciddi. Size çok fazla hasta geliyor mu? Türkiye'de 40 yaş üstü 10 erkekten yedisinde sertleşme sorunu var. Ancak sadece biri doktora başvuruyor.

* Sertleşme sorunu çeken dokuz hastanın akıbeti ne oluyor? Onlar eczanelere gidip viagra benzeri ilaçlar alıyor. Hasta, kendi hastalığının tedavisini bu tür ilaçlarla çözmeye çalışıyor.

* Ülkemizdeki ve dünyadaki veriler nasıl? Türk erkeğinin durumu en çok hangi ülkelerle benzeşiyor? Dünya çapında yapılan büyük çalışmalarda sertleşme güçlüğü Kuzey Avrupa'da yüzde 12, Güney Avrupa'da yüzde 13, Batı Asya'da yüzde 34, Güney Asya'da yüzde 31, Brezilya'da yüzde 21 ve Türkiye'de yüzde 18. Türkiye'deki sertleşme güçlüğünün Avrupa ülkeleri ile aynı olduğunu söyleyebiliriz.

* Viagra'yı devrim olarak nitelendirebilir miyiz? Bilimsel açıdan çok önemli bir buluş. Ama, bilimadamları bu ilacı daha da geliştirecekler. Bu ilacı ağız yolu ile aldığınızda hemen etkisini göstermeyecek. Cinsel organda hemen uyarılma olmayacak. Cinsel uyarı önce beyinde gerçekleşecek, daha sonra ise erkeklik organında...

* Kadınlar için viagra hapı ne zaman çıkacak? Ne yazık ki, erkek egemen bir toplumda yaşıyoruz. Erkek bilimadamları ilk buluşlarını kendi hemcinsleri için yaptı. Bilimadamları daha yeni yeni kadın cinselliği ile ilgili araştırmalara başladı. Kadınlar için 'pembe viagra' henüz bulunamadı. Bunun nedeni ise kadın cinselliğinin fizyolojisinin mekanizması tam olarak bilinmiyor.

* Bu hapı kullanma yaşı var mı? Genelde 40 yaş üstü erkekler kullanıyor ama, 40 yaş altı erkeklerin yüzde 5'i de ilgisiz değil...

* Son yıllarda bazı çiftlerde cinsel tatminsizlik hızla yayılmaya başladı. Bunu neye bağlıyorsunuz? Çiftler arasında cinsel tatmin çok önemli. Her iki tarafın da cinsel doyuma ulaşması gerekiyor. 18 yaşındaki insanların her gün, 20-30 yaş arasındakilerin haftada 3-4 gün, 30-40 yaş arasında olanların 2-3 defa, 40-50 yaş arasındakilerin 2 defa cinsel ilişkileri olmalı. Eğer bunlar olmuyorsa cinsel tatminsizlik yaşanıyor demektir. Cinsel tatminsizlik önce psikolojiyi etkiliyor, sonra da kişilerin hayat kalitesini düşürüyor.

* Büyük şehirlerde yaşayan erkeklerde ne gibi cinsel sorunlar görülüyor? Mesela, cinsel iktidarsızlık kent insanı için tehlike mi? Türkiye genelinde yaptığımız çalışmalarda ilginç bir sonuca vardık. İç Anadolu ve Doğu Anadolu'da yaşayan erkeklerde sertleşme sorunu daha fazla çıktı. Bunun nedeni ise tamamen beslenme ile alakalı. Akdeniz diyeti ile beslenen insanlarda sertleşme sorunu daha az oluyor. Yani, büyük şehirde yaşamanın bir dezavantajı yok.

* Cinsel iktidarsızlık strese bağlı bir şey değil mi? Muhakkak stresin etkisi vardır; ama bu tek başına bir neden değil. Burada iki önemli nokta var: Birincisi, kişinin 'bu işi yapabilir miyim?' korkusu. İkincisi ise depresyon. 'Çok çalışmadan dolayı cinsel isteksizlik olur' diye bir şey yok.

* Çiftler arasındaki cinsel sorunlar bazen ayrılma nedeni de olabiliyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Cinsel sorunlar, kesinlikle ayrılma nedeni olmamalı. Çünkü sertleşme sorunu çözülemeyecek bir hastalık değil. Bu tür hastaların yüzde 75'ini ağızdan alınan ilaçlarla, geriye kalan hastaları ise enjeksiyon tarzı tedavilerle sonuca ulaştırıyoruz. Tedaviye cevap vermeyen çok az hastaya ise mutluluk çubuğu takıyoruz. Şunu unutmayalım ki; cinsel sorunlar tedavi edilebilir...

Takvim
03 Şubat 2007, 14:42

Kadınlar neden seks yapar ?




İşte araştırmalara göre kadınların ‘evet’ deme nedenleri. Kadınlar erkeklerin isteklerine ne zaman ve neden boyun eğer? Bir kadının neye göre baştan çıktığını erkekler tam anlayabilmiş değil. Baştan çıkmada öylesine karmaşık işlemler gerçekleşiyor ki, bunu psikologlar da izah edemiyor...

Seksologlar, kafa kafaya verip araştırmışlar. İşte kadınların “Neden baştan çıkıyorsunuz?" sorusuna verdikleri ilginç yanıtlar... Zeki olduğu için Kadınların neye göre baştan çıktıklarını anlamak, verdikleri cevaplara bakınca daha da karmaşık bir hal alıyor.

Mesela kimi, erkeğin zekasını beğendiği için baştan çıkıyor, kimi esprili olduğundan. Kimi için de bir film seyretmek bile yeterli olabiliyor...

Şu cevaplara bakınca durumun ne kadar karışık olduğu da ortaya çıkıyor:

1) Aşk ve ilgiden. "Bana gülümsediğinde içim ısınıyor."
2) Atmosferin erotik oluşundan.
3) Sırf meraktan.
4) Canım seks istiyordu.
5) Bir filmdeki erotizminden etkilendim.
6) Esprisi olduğu için.
7) Onu arzuladığım için.
8) Sesi çok seksi olduğu için.
9) Yakınlık ve şefkat özlemi çektiğim için.
10) Sevdiğimi göstermek için.
11) Çok zeki olduğu için.
12) Görevim olduğu için...

Karşısındaki erkeğe acıdığı için birlikte olanlar mı istersiniz, kocasının çapkınlığını cezasız bırakmamak için başka erkekle beraber olanlar mı istersiniz. Hepsi mevcut cevaplar arasında:

1) Onu kendime daha fazla bağlayabilmek için.
2) Çok güzel olduğumu söylediği için.
3) Kendimi yalnız ve terkedilmiş hissettiğim için.
4) Kendime olan güvenimi artırmak için.
5) Ona acıdığım için.
6) Kocam beni aldattığı için intikam almak istedim.
7) Onun üzerinde güç ve söz sahibi olabilmek için.
8) Sarhoş olduğum için.
9) Kariyer yapmamda bana yardımcı olsun diye.
10) Aylardır seks yapmadığım için.
11) Sonsuz parası olduğu için.
12) Olaylar öyle geliştiği için.
13) Ortam öyle gerektirdi
14) O anın romantizminden.
15) Seks sağlık verir.

21 Kasım 2007, 14:07

Sonbahar hastalıklarından korunma yolları


Sonbahar mevsimiyle beraber sağlığımızı tehdit eden 7 hastalıktan korunma yolları.



21 Kasım 2007 13:52
--------------------------------------------------------------------------------

Mevsimsel virüslerde işe katılınca grip, soğuk algılığı gibi hastalıklar sık oranda görülüyor. Havanın soğuması, daha çok kapalı mekanlarda vakit geçirme de bu virütik hastalıkların öksürük, hapşırık, elle temas gibi yollarla yayılmasını kolaylaştırıyor.



İstanbul Özel Hizmet Hastanesi’nden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Güldehen Akbaş sonbaharda sık rastlanan hastalıklar ve bu hastalıklardan korunmanın doğal yolları hakkında şu bilgileri verdi…



Sonbahar mevsiminde sık rastlanan hastalıklar



1-Nezle
Çok çeşitli virüslerle oluşan bir üst solunum yolu enfeksiyonudur. Hapşırık, burun akıntısı, burun tıkanıklığı ile başlar. Halsizlik ve iştahsızlık görülebilir. Ateş her zaman olmayabilir.



2-Grip
Grip genelde nezle işle karıştırılır. İnfluenza virüsü ile oluşan yüksek ateş, kas ve eklem ağrıları ile seyreden bu hastalık dikkat edilmezse önemli komplikasyonları olabilen bir virütik enfeksiyondur.



3-Sinüzit
Burun etrafındaki boşlukların iltihaplanmasıdır. Geniz akıntısı, burun tıkanıklığı, ağız kokusu vardır, ateş olabilir.



4-Faranjit
Yutak iltihabıdır. Boğazda yanma, ağrılı yutkunma, ateş, boyun lenf bezlerinde şişme görülebilir.



5-Bronşit
Bronşların iltihaplanmasıdır. Soğuk algınlığını takiben kuru olan öksürük yerini balgamlı öksürüğe bırakır. Bazı hastalarda hırıltılı solunum, nefes darlığı ve sırt ağrılarıda görülebilir.



6-Astım
Her yaşta görülebilir. Çocuklarda daha sık görülür. Nöbetler halinde gelen öksürük, hırıltı ve nefes darlığı ile kendini gösterir. Astım nöbetlerinin en önemli nedeni allerjenler ve nezle grip gibi virütik infeksiyonlardır.



7-Zatürre
Akciğer dokusunun iltihabıdır. Üşüme, titreme, yüksek ateş ve öksürükle başlar sonrasında koyu balgam, nefes darlığı, göğüs ağrısı eklenir. Mutlaka tedavi ve takip gerektirir.



Sonbahar hastalıklarından korunma yöntemleri



Öncelikle günlük hayatımızda alacağımız birkaç önlemle bu hastalıkların çevremizden bulaşmasını önleyebiliriz...



• Hasta kişilerle yakın temastan (tokalaşmak, öpüşmek) kaçınılmalı,
• İnsanların toplu olarak bulundukları kalabalık ortamlara girilmemeli,
• Eller bol su ile sıkça yıkanmalı,
• Ellerin göz ve burun ile teması önlenmeli,
• Hasta kişilerin eşyaları (kalem, kitap, bardak...) kullanılmamalıdır.



Ayrıca hastalıklardan korunmak için doğal korunma yöntemlerini de göz ardı etmemek gerekir. Öyle ki doğal besinler ile hastalıklara karşı bağışıklık sistemimizi güçlendirebilir, virüslere karşı kalkan oluşturabiliriz. Bu nedenle sonbahar ve kış aylarında doğal besinlerin tüketimini arttırmalıyız.



Doğal besinler hastalıklara karşı kalkan görevi görüyor



Domates ve kayısı gripten korur



Domates içerdiği C, E vitaminleri ve potasyumla beraber bir antidoksidan olan likopen sayesinde vücudu grip ve nezleden korur.



Grip ve soğuk algınlığına karşı bir diğer silah olan kayısı, içerdiği A ve B3 (niasin) vitamini, kalsiyum, magnezyum, potasyum ve fosfor sayesinde grip ve nezleye karşı bünyemizi korur.



Elma, şeftali, üzüm, portakal ve nar bağışıklık sistemini güçlendirir



Bağışıklık sistemini güçlendirici özelliği olan elma B3 ve E vitamini, potasyum ile bol miktarda pektin içerir.



Şeftali de içerdiği A, B3, C vitaminleri ile folik asit, beta karoten ve potasyum sayesinde gribe karşı savunma mekanizmasını güçlendirir.



Üzüm bol miktarda A ve C vitaminleri, mineraller en çokta demir ve potasyum içerir. Bu sayede vücudun daha dirençli olmasını sağlar.



Nar bir C vitamini deposudur. Ayrıca demir ve potasyum yönünden de zengindir. Narın yararlarıyla ilgili pek çok bilimsel çalışma vardır özellikle de bağışıklık sistemini güçlendirdiğinden virüslerle karşı karşıya olduğumuz sonbahar ve kış mevsiminde bolca tüketilmelidir.



Portakal öksürüğü azaltır



Bağışıklık sistemini güçlendiren, grip ve soğuk algınlığından koruyan meyvelerin başında gelen portakal içerdiği C vitamini ve folik asit sayesinde öksürüğü azaltır.



Vişne suyu ateş düşürür



Ateşli hastalıklara karşı güçlü bir silah olan vişnede A vitamini ve potasyum bulunur. Vişne suyu ateşi düşürüp susuzluğu giderir.

Titretip zayıflatan ürünlere dikkat


Zayıflamak isteyenlere sunulan titreşimli aletler uzmanlara göre sadece 'Sahte Görüntü' sağlıyor.

Formunu korumak veya incelmek isteyenlerin önüne sunulan seçeneklerin bir çoğu metabolizma uzmanlarına göre sadece “sahte görüntü” sağlıyor

Gazi ÜniversitesiEndokrin, Diyabet veMetabolizma Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. İlhanYetkin, egzersize dönük olan yöntemlerin dışındakilerin metabolizmaya bir etkisinin olmadığı inancında. Prof.Yetkin, yağ hücrelerini idrarla dışarıya attığı iddia
edilen yöntemlerin de yanıltıcı olduğunu belirterek şöyle diyor: “Ancak egzersiz ve egzersize dönük olan yöntemler metabolizma üzerinde etkili olabilir. Onun dışında durduğu yerde kalın eşofmanlar giydirilerek terleyen kişide çok önemli bir değişiklik olmaz. “Yağ hücresi idrarla atılmaz” Bel korseleri, bantları gibi titreşimli aletlerin yağları eritme yönünde bir yararı olmaz. Çünkü vücudun yağı, yağ hücreleri içindedir.

Çeşitli yöntemleri tanıtırken yağların idrarla atıldığı yönünde insanları yanıltıyorlar. Bunların hiçbiri doğru değil. Yağ hücresinin içindeki yağ, hiçbir şekilde idrarla atılmaz. Vücutta kalır. Eğer vücutta kısa süre sonra görülen bir değişiklik varsa bu tamamen sahte bir görüntüdür. Vücudun biçimlenmesi ve su kaybına bağlıdır bu. En geç bir hafta içinde vücut tekrar eski şeklini alır. Tüm ağızdan alınan hapları, çayları, içecekleri değerlendirirsek bunlar metabolizmayı hızlandırmaz. Olumlu etkileri ise son derece sınırlı. Dolayısıyla bunları zayıflama amacıyla kullanmak doğru değil.

Zararı ise şu; Bu maddelerin bir kısmı vücuttan su atıcı maddelerdir. “TV karşısında koşun!” Lida yasaklandı ama her gün yeni lidalar ortaya çıkıyor. Bu maddenin karaciğerine zarar verdiği çok hastamız oldu. Bazılarını karaciğer biyopsisine gönderdik.” Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nden Doç. Dr. Ahmet Temizhan da sorduğumuz tüm yöntemler için “Doğru demek de yanlış demek de yanlış” değerlendirmesini yapıyor. Doç. Temizhan, şunları söylüyor: “Bu yöntemlerle ilgili bilimsel veri yok. Bu nedenle desteklememek lazım. Ancak insanların zayıflamak için gösterdiği her çabayı teşvik etmek gerekir. Bu nedenle heveslerini de kırmamalı. En kolay şey yürüyüş yapmak. Bazı uygunsuz egzersiz aletleri sakat bırakabilir. İnsanlar oturdukları yerde elektrikle, titreşimle incelmeyi bekliyor. Bu mümkün değil. Egzersiz ve diyetin bir arada yapılması gerekir. Bölgesel kilo vermeye yönelik uygulamalar değil, koşu bandı veya bisiklet tercih edilmeli. Kilo vermek isteyenler genelde ani bir kararla hızla zayıflamaya yöneliyor ancak hızlı verilen kilo çok çabuk alınıyor. İdeali ayda 3 - 4 kilo vermek. Eğer evde koşu bandı tercih ediyorsanız, koşu bandınızı televizyonun karşısına koyun"

Miğdeniz çöplük değil


Mide rahatsızlığı olanlar yedikleri konusunda daha dikkatli olmalılar çünkü birçok şey bu hassasiyeti tetikleyebiliyor. Ağzımızdan geçen her bir lokma yemek ve her bir yudum su ağızdaki mekanik sindirim sonrası ilk durak olarak uzun süre midede kalıyor. Dolayısıyla her seçiminiz, yiyecek konusunda verdiğiniz her karar, doğrudan midenizi ilgilendiriyor. Mide hastalıkları içinde en çok görülen ve sizlerin de sıkça duyduğu iki rahatsızlık var; gastrit ve ülser.

Şişmanlık beyinde önlenebilir


Şişmanlık beyinde önlenebilir !Fransız bilim adamlarının fareler üzerinde yaptığı araştırma, OB-RGRP adlı proteinin üretiminin engellenmesinin obezite tedavisinde kullanılabileceğini gösterdi.

Sinir hücrelerinde bu proteinin olmamasının aşırı kilo alımını engelleyen, ancak obezlerde yapısı ya sonradan bozulan ya da doğuştan bozuk olan leptin hormonunun duyarlılığını artırdığını gören bilim adamları, önce fareleri şişmanlattı, daha sonra farelerin beynindeki OB-RGRP proteinin salgılanmasını sağlayan geni etkisiz hale getirdi.

Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi (PNAS) dergisinde yayımlanan araştırma sonucunda farelerin, yağ bakımından zengin yiyeceklerle beslenmesine rağmen normal kilolarını koruyabildiği ortaya çıktı.

Araştırmacılar, fareler üzerinde yapılan bu araştırmanın insanlarda da başarılı olması halinde şeker, kalp-damar hastalıkları ve bazı kanserlerini de tetikleyen aşırı şişmanlığın önlenebileceğini vurguladı.

Dünya Sağlık Örgütüne göre dünyada en az 300 milyon kişi obez, bir milyardan fazla kişiyse olması gereken kilonun üzerinde.

Obeziteye savaş açıldı


Obeziteye savaş açıldı
Sağlık Bakanlığı, obeziteye karşı girişilen mücadele çerçevesinde yeni bir adım daha attı.

Bundan böyle illerde çocukların sağlıklı beslenmesi ve obezitenin önlenmesine yönelik faaliyetleri ''İl Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Yaşam Kurulları'' yürütecek.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadelede bundan sonra izlenecek strateji Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Orhan Gümrükçüoğlu tarafından 81 ile gönderilen genelgeyle duyuruldu.

Genelgede, bir ülkenin sosyal ve ekonomik yönden beklenen uygarlık seviyesine ulaşabilmesinin ancak bedensel ve zihinsel yönden güçlü, sağlıklı ve yetenekli bireylerin varlığına bağlı olduğu belirtildi.

Çocuk ve gençlerin yeterli ve dengeli beslenmelerinin gelecekte sağlıklı ve üretken bireyler olmaları için ön koşul olduğuna dikkat çekilerek, bu yaştakilerde hızlı büyüme ve gelişme nedeniyle pek çok besin ögesine olan gereksinimin yaşamın diğer dönemlerine oranla daha fazla olduğu kaydedildi.

Genelgede, ''Bu nedenle bu dönemde sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinmek çok önemlidir. Çocuğun bu yaşlarda kazandığı sağlıklı beslenme alışkanlıkları hayatının sonraki dönemlerini etkileyerek ileride ortaya çıkabilecek beslenme sorunlarını önlemede temel çözüm yolunu oluşturmaktadır'' denildi.

Ülkede okul çağı çocuklarda görülen sağlık sorunları arasında protein-enerji malnütrisyonu, D vitamini yetersizliği, anemi, çeşitli vitamin mineral yetersizlikleri, basit guatr ve yaygın diş çürüklerinin yer aldığının altı çizilerek, ayrıca son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi ülkede de okul öncesi ve okul çağı çocuklarda obezitenin (şişmanlık), yaşam şekli ve alışkanlıklarında değişimlere bağlı olarak hızla artan bir sorun haline geldiği bildirildi.

Okul sağlığı hizmetlerinin öğrencilerin sağlığını değerlendirmek, korumak ve geliştirmek için yapılan çalışmaların tümü olduğu belirtilerek, bu hizmetler kapsamındaki sağlığın korunmasına yönelik çalışmalar arasında beslenme, spor etkinlikleri, sağlık eğitimi, çevre sağlığı hizmetlerinin yer aldığı kaydedildi.

Genelgede, okul sağlığı hizmetleri kapsamında çocukların sağlıklı beslenmesi ve obezitenin önlenmesine ilişkin yürütülmesi planlanan faaliyetlerin gerçekleştirilebilmesi, koordinasyon ve takibinin yapılabilmesi ve konuyla ilgili aktivitelerin yürütülmesi için illerde bundan böyle şu çalışmaların yapılması istendi:

''-İl Hıfzıssıhha Kurulu kararı ile İl Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Yaşam Kurulu oluşturularak,sağlıklı beslenme ve hareketli yaşam ile ilgili ilde yapılacak aktiviteler bu kurulun koordinesinde yürütülecek,

-İlde bulunan tüm kamu kurum ve kuruluşları, üniversite ve sivil toplum örgütlerinin bu kurula katılımı ile obezitenin önlenmesine yönelik mümkün olduğunca geniş tabanlı bir mücadele sağlanacak,

-Sağlıklı beslenme, hareketli yaşam ve obezitenin önlenmesi gibi konularda toplum bilincini artırmak amacıyla panel, konferans gibi faaliyetler düzenlenecek,

-Okullarda rutin aralıklarla öğrencilerin vücut ağırlığı, boy uzunluğu gibi ölçümler yaptırılıp risk altındaki (aşırı zayıf ve obez) çocuklar tespit edilip ilgili sağlık kuruluşlarına yönlendirilerek takip edilecek,

-Okul kantinlerinde yürütülen beslenme hizmetlerine yönelik sağlıklı uygulamaların teşviki için kampanya ve aktiviteler yürütülecek,

-Okul kantin ve yemekhanelerindeki hijyenik şartlar ve hizmet kalitesinin rutin aralıklarla kontrolü sağlanarak ilgili birimlerle işbirliği içinde gerekli tedbirler alınacak,

-Okul kantin ve yemekhanelerinde çalıştırılan personelin portör muayeneleri düzenli yaptırılarak kişisel hijyen, besin hijyeni ve fiziksel alan ile araç gereç hijyeni ile ilgili konularda eğitim programları düzenlenecek,

-Beslenme, obezite ve fiziksel aktivite konulu bilgi yarışmaları düzenlenecek,

-Bakanlık tarafından hazırlanan ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından duyurulan okul önceci, ilköğretim ve orta öğretime yönelik menüler teşvik edilecek,

-Çocuklara fiziksel aktivite alışkanlıklarının kazandırılmasına yönelik çeşitli aktiviteler düzenlenerek aktivite alanları oluşturulacak,

-Okul ve benzeri yerlerin çevrelerinde gıda satışı yapan iş yerleri hijyen açısından denetlenecek,

-Konuyla ilgili bir il sağlık müdür yardımcısı ve diyetisyen görevlendirilerek iletişim bilgileri Sağlık Bakanlığına bildirilecek,

-Yürütülen çalışma ve faaliyetler okulların açıldığı dönemlerde rapor haline getirilecek.''

Elektromanyetik dalgalar, asabi yapıyor


Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Osman Demircan, elektronik aletlerin yaydığı yüksek frekanslı manyetik dalgaların sinir sistemini etkilediğini, dolayısıyla insanların daha stresli, daha yorgun, daha kararsız hale geldiğini bildirdi.

Prof. Dr. Demircan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, başta bilgisayar ve televizyon olmak üzere elektromanyetik dalga yayan ve evlerde sıklıkla kullanılan elektronik aletlerin yaydığı manyetik dalgaların, yüksek frekans içermeleri halinde, insan vücudundaki minerallerin elektronlarını kopardığını söyledi.

Serbest elektronların vücutta elektrik akımı oluşturduğunu, bu elektrik akımının sinir sistemini olumsuz yönde etkilediğini belirten Prof. Dr. Demircan, metal aletlere dokunulduğunda ortaya çıkan kıvılcımın bu etkileşimden kaynaklandığını ifade etti.

Prof. Dr. Osman Demircan, vücutta elektrik dalgalarının dışında serbest elektronların oluşturduğu elektrik dalgalarının, sinir sistemini olumsuz yönde etkilediğini söyledi.

Sinir sisteminin, beyin ile kaslar arasındaki iletişimi, zayıf elektrik dalgalarıyla yönlendirdiğini belirten Prof. Dr.Demircan, dolayısıyla insanların daha stresli, daha yorgun, daha kararsız hale geldiğini bildirdi.

Bu etkileşimi gidermenin en kolay yolunun elleri ve yüzü zaman zaman yıkamak, çıplak ayakla toprakta yürümek olduğunu söyleyen Prof. Dr. Demircan, elektronik aletlerin bulunduğu ortamlardan uzak durmanın da elektromanyetik etkiden korunmanın yolu olduğunu ifade etti.