26 Ekim 2007 Cuma

Akraba evliliğine dikkat


Doğuştan görülen kalp-damar hastalıklarının özellikle akraba evliliklerine bağlı olduğu saptandı.25 Ekim 2007 08:56
Uzmanlar, Türkiye'de her yıl 15 bin kalp hastası bebeğin dünyaya geldiğini söyledi. Bunun dışında hamileliğin ilk 3 ayında röntgen ışınlarına maruz kalmanın, alınan bazı ilaçların, alkol ve sigara kullanımının da çocukların sağlığını olumsuz etkilediği tespit edildi.

Kanserin geni bulundu


Amerikan bilim adamları kanserle bağlantılı 28 yeni gen buldu. 25 Ekim 2007 09:40
Genlerin, kanserli bir hücrenin kendisini öldürmesini sağlayan Fas adlı geni etkisiz hale getiren karmaşık bir moleküler sürecin parçası olduğu bildirildi. Fas geninin etkisiz hale getirilmesiyle tümörler vücutta kontrolsüz bir şekilde çoğalıyor.Bilim adamları bu yeni kefiş sonucu üretilebilecek bir ilacın karserli hücrelerin yayılmasını durdurabileceğini tahmin ediyor.

Alo cinsellik hattına telefon yağıyor


Türkiye ALO OKEY hattını çok sevdi...25 Ekim 2007 10:26
Cinselliği telefonda konuşuyoruz TÜRKİYE’de cinsellik ve cinsel hastalıklarla ilgili merak edilen soruları cevaplandıran hizmet hattı ALO OKEY’i 2007’nin ilk 8 ayı içinde 9 bin 775 kişi aradı. 0212 444 65 39 numaralı telefonu arayanların arasında, penis boyu, orgazm, mastürbasyon, sertleşme güçlüğünü soranlar vardı. Bilgi hattının derlediği veriler şöyle: * Toplam danışmanlık verilen 2 bin 321 kişinin 397’si kadın, 1924’ü ise erkek. * 1884 kişi hattı ilk kez aradığını, 220 kişi ikinci kez aradıklarını ifade etti. 212 kişi ise 3 kezden fazla aradığını söyledi. * Hat en çok cinsel sorunlar, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve ürün bilgisi için arandı. * Hattı arayanların çoğu İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde yaşıyor. * Yaz tatili, dini bayramlar, dini günler ve Ramazan’da hattı arayanların sayısı düşüyor.

Kanser hücresine buzlu tedavi


Kanser tedavisinde buzlu tedavi yöntemi başlıyor...25 Ekim 2007 14:26
'Kriyoterapi' yöntemi, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde uygulanmaya başlandı.Kanser tedavisinde uygulanan "ameliyat" ve "ışın tedavisi" yöntemlerine alternatif olan "kriyoterapi" yöntemi, Türkiye'de ilk defa Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Anabilim Dalı "Üroonkoloji Ünitesi"nde uygulandı. GÜ Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Sinan Sözen'in başkanlığındaki ekip tarafından, 2 prostat ve 1 böbrek kanseri hastası önceki gün "kriyoterepi" yöntemi uygulanarak ameliyat edildi.Yöntemin 2000'li yıllardan itibaren Avrupa'da ve ABD'de birçok merkezde uygulandığını ve başarılı sonuçlar alındığını söyleyen Sözen, "Yaptığımız 3 ameliyat da son derece başarılı geçti. Hastalarımız, 12 gün içinde sosyal yaşamlarına dönebilecekler" dedi.

Türk'ün Başarısı:Kan Kaybından Kimse Ölmeyecek


Doktor olmayan bir Türk tıpta devrim yaratabilecek bir karışım geliştirdi. Bakanlıktan onayı da aldı.25 Ekim 2007 16:29
Türkiye'de kanamayı birkaç saniye içinde durduran karışım geliştirildi. Karışım, özellikle hemofili, yani kanı zor pıhtılaşan hastalar için hayati önemde...Bitkisel ürünlerden oluşan karışımın klinik deneylerini Hacettepe Üniversitesi Hematoloji Bölümü yaptı.Ürün, Sağlık Bakanlığı'ndan ruhsat alırken, Genelkurmay Başkanlığı da kanamayı durduran karışıma dair çalışmaları yakından izliyor.Özellikle hemofili hastaları için hayati önem taşıyan karışımı, doktor olmayan İbrahim Cahit Fırat isimli bir kişi geliştirdi.Beş bitkiyi karıştıran Fırat, elde ettiği karışım kanı durdurunca, bunu incelemeleri için Hacettepe Üniversitesi Hematoloji Bölümü'ne götürdü.Bilimadamları klinik testlerin sonucunda, karışımın bir ağ oluşturarak kanı durdurduğunu teyit etti. Karışım ıslak tampon ve kapsül olarak piyasaya sunulacak.Kazalarda tıbbi müdahale gelene kadar yaranın üstüne konulan ürün, kanamalı diş tedavilerinde de sonuç verdi. Diş tedavisinde kapsül olarak uygulanan karışımın yan etkisi bulunmuyor.Bilimadamları temkinliÜrün henüz bir ilaç değil. Bu nedenle bilimadamları karışımı "ara ürün" olarak tanımlıyor. Ancak karışım şimdiden Sağlık Bakanlığı'ndan ruhsat aldı. Bakanlık ayrıca ürünü ambulanslarda bulundurma kararı aldı.Çalışmaları Genelkurmay Başkanlığı da yakından izliyor. Genelkurmay, özellikle dağlık bölgelerde çatışmada yaralanan askerlere, tıbbi müdahale yapılana kadar uygulanabilecek bir çözüm olarak görüyor. Genelkurmay Başkanlığı'nın üretici firma ile görüşmeleri sürüyor.CNNTURK

Sigara tiryakilerine müjde


Bilim adamları sigara bırakmak isteyen tiryakiler için çare buldu...25 Ekim 2007 16:51
Şilili bilim adamlarının yaptığı bir araştırma, bağımlılığa, beynin bir bölgesinin etkisiz hale getirilmesiyle son verilebileceğini ortaya koydu. Araştırmacılar, amfetamin (beyin ve vücutta birçok fonksiyonu canlandıran uyarıcı) bağımlısı farelere, beynin kulağın biraz gerisine denk gelen bölgesinde yer alan, vücudun durumunu ve psikolojik ihtiyaçlarını süzdüğüne inanılan insulayı 20 dakika boyunca uyuşturacak bir madde enjekte etti. Daha sonra biri karanlık, diğeri aydınlık iki odalı kafeslere konulan farelerin alışkanlıklarını değiştirerek karanlık odaya gittikleri, uyuşukluk geçtikten sonra ise daha önce amfetamine alıştırıldıkları aydınlık odaya geçtikleri görüldü. Böylece araştırmacılar, insulanın geçici olarak etkisiz hale getirilmesinin farelerin bağımlı olduğu maddeye ihtiyaç duymamalarını sağladığını, bunun bazı tedavilerin istenmeyen etkilerini de gidermeye yardımcı olabileceğini anladı. Bilim adamlarının daha önce yaptığı araştırmalarda, insula hasarının sigara içenlerin nikotin ihtiyacını büyük ölçüde azaltabileceğini göstermişti. Özellikle kalp krizinin neden olduğu insula hasarının ardından 19 sigara bağımlısından 12'si sigarayı rahatlıkla bırakmıştı. Araştırmanın sonucu Science dergisinde yayımlandı.

Kalbiniz için balık yiyin


Kalp ağlığınız için sofranızdan balığı eksik etmeyin.25 Ekim 2007 17:00
Doç.Dr. Hüseyin Arınç'a göre sağlıklı bir kalp için yapılması gereken en önemli şeylerden biri bol bol balık yemek.Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç.Dr. Hüseyin Arınç, bol balık yemenin kalp sağlığı açısından yararlı olduğunu söyledi.Balıkta bulunan E vitamini ve yağların kalp damar hastalığından koruyucu olduğunu söyleyen Doç.Dr. Arınç, "Kalp ve damar sağlığı açısından balık tüketiminin yararı son derece fazla. Balıkta bulunan E vitamini ve yağların, kalp damar hastalığının oluşumunu azaltıcı faktörleri var. Mevsim balık mevsimi. 3 yanı denizlerle çevrili bir ülkede yaşamanın avantajını, mümkün olduğunca bol taze balık yiyerek değerlendirmek gerekir" dedi.Mangalda pişirilen balığın kanserojen etkisi bulunduğuna dikkat çeken Doç.Dr. Arınç, "Kırmızı etin yanısıra, balığın da mangal yapılmasını tavsiye etmiyoruz. Balığın ızgarasını, fırında pişirilenini ve buğulamasını yemek gerekir. Kırmızı etin yanısıra balığın mangalda kömür üzerinde pişirilmesi de, kanser riskini beraberinde getirir" diye konuştu.

Gorillerde ilk kez HIV görüldü

Gorillerde ilk kez HIV?in bir alt grubuna rastlandı. Araştırmacılar, virüsün nasıl bulaştığını henüz bilmiyor.
PARİS - Kamerun?un güneyinde yaşayan gorillerde ilk kez AIDS virüsü HIV?in bir alt grubu görüldü.
Afrika?da yaşayan yaklaşık 30 tür maymunun bağışıklık sistemini çökerten farklı virüsler taşıdıkları bulunmuştu.
Araştırmacılar, özellikle Kamerun?da yaşayanlar olmak üzere Orta Afrika?nın batısındaki şempanzelerin insanlardakine benzeyen HIV-1 virüsü taşıdıklarını, ancak bu hayvanların virüs taşısalar da AIDS?e yakalanmadıklarını biliyordu.
Ancak Kamerun?daki maymunların dışkılarını inceleyen araştırmacılar Martine Peeters ve Eric Delaporte ile arkadaşları, gorillere ait 6 örnekte HIV-1 antikoruna rastladı. Araştırmacıları şaşırtan ikinci olay ise gorildeki virüsün üç HIV-1 grubundan biri olan, nedeni şimdiye kadar bulunamayan 0 grubununa ait olmasıydı.
Kongo Havzası?nda yaşayan şempanzelerde en sık görülen M ve çok nadir görülen N gruplarının bulunduğu biliniyordu. Bu konuda, Martine Peeters, bu iki gruptaki virüslerin, şempanzeden insana kan yoluyla ya da ısırık gibi nedenlerle bulaşmasının ?çok açık? olduğunu, ancak 0 grubunun nasıl bulaştığının bilinmediğini belirtti.Peeters, 0 grubu HIV-1 virüsü taşıyan şempanzelerin virüsü insana ve gorile bulaştırabileceğinin ya da şempanzeden virüsü kapan gorilin virüsü insana bulaştırabileceği ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.
HIV taşıyan gorillerin birbirinden 400 kilometre uzaklıkta yaşadığını ve virüsün gruplar arasında yayılma tehlikesi olduğu uyarısında bulunan araştırmacılar, gorillerin etleri için ya da tıbbi amaçla avlandıkları göz önüne alındığında bu durumun insanları tehdit ettiğini vurguladılar.
Araştırma İngiliz Nature dergisinde yayımlandı.

Amaç AIDS ile ilgili bilinçlendirmek



Bir AIDS hastasının yıllık ilaç gideri 10 bin doları buluyor.
Amaç AIDS ile ilgili bilinçlendirmek
Sağlık Bakanlığı?nca toplumsal duyarlılığın oluşturulması ve halkın HIV/AIDS?in bulaşma yolları konusunda bilinçlendirilmesinin önemine işaret edildi.

İSTANBUL - Bakanlık tarafından, aralarında eşcinsellerin örgütlerinin de bulunduğu sivil toplum kuruluşlarının iş birliğiyle HIV/AIDS?in önlenmesine yönelik projeler yürütülüyor. Bu yılın Nisan-Mayıs aylarında başlatılan projeler kapsamında 34 bin 656 adet ücretsiz kondom dağıtıldı. HIV riski altındaki grupların değerlendirildiği bir araştırmaya göre, genç ve eğitimli seks işçileri risk altında olduklarının daha fazla bilincinde.
Her yıl Aralık ayının ilk günü HIV/AIDS konusunda toplumsal duyarlılığın oluşturulması ve bulaşma yolları konusunda bilincin artırılmasına yönelik etkinlikler düzenlenirken, dünyada her gün 11 bin yeni HIV enfeksiyonu meydana geldiği tahmin ediliyor.
Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre, dünyada halen yaklaşık 39.5 milyon erişkin ve çocuğun HIV ile enfekte olduğu, bunların yüzde 95?inin ise gelişmekte olan ülkelerde yaşadığı biliniyor.
Yetkililer, dünyada her gün 11 bin yeni HIV enfeksiyonunun meydana geldiğine, etkilenen kişilerin çoğunluğunun en üretici çağlarında olan 25 yaş altındaki gençler olduğuna dikkat çekti.
Ümit vaat eden yeni çok ilaçlı tedavi şemalarıyla hastalığın belirtilerinin ortaya çıkışı geciktirilebilse de bir AIDS hastasının yıllık ilaç giderinin 10 bin doları bulduğunu belirten yetkililer, Türkiye?deki hastaların ilaçlarının zamanında temin edilememesi gibi sorunlarla karşılaşabildiklerini kaydettiler.
Yetkililer, HIV şüphesi olan ya da tanısı konanların isimlerinin açığa çıkmasından çekindikleri için sağlık kurumlarına baş vurmamalarının bu hastalıkla yapılan mücadeleyi aksattığını bildirdiler.
Yetkililer, Dünya AIDS Günü?nde toplumsal duyarlılığın oluşturulması, halkın HIV/AIDS?in bulaşma yolları hakkında bilgilendirilmesi, güvenli ve sağlıklı cinsel hayat konusunda bilinçlendirilmesi, kondom kullanımının yaygınlaştırılmasının vurgulanması, HIV ile enfekte olanlara ayrımcılık yapılmaması, bu kişilerin hiçbir şekilde suçlanmaması, yargılanmaması ve toplumdan dışlanmamasının gereğine dikkat çekilmesinin önemini vurguladılar.
HIV RİSKİ ALTINDAKİ GRUPLARÖte yandan, Prof. Dr. Nuray Özgülnar ile uzman psikiyatrist Füsun Kayatürk tarafından HIV riski altındaki grupların değerlendirildiği bir araştırmaya göre, seks işçilerinden bazıları her ilişkide, bazıları ise çoğunlukla kondom kullanırken, akıllarına hiç kondom kullanmak gelmediğini ifade edenler de var.
Araştırmaya katılanlardan bazıları ?24 senedir meslekteyim, hiç kondom kullanmadım, bir hastalığım da olmadı. Müşteri isterse kullanırım? dedi. Kondom kullandıklarını söyleyenler ise aldıkları tepkileri, ?…bazı geri çevirdiğimiz müşteriler kapıya çıkıp, ?bu, prezervatif kullanıyor girmeyin? diye diğer müşterilere söylüyor? şeklinde dile getirirken, ?…bildiğim, tanıdığım temiz görünen müşterilerle kondom kullanmıyorum? diyenler de var.
Görüşülen seks işçilerinin çoğu cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan sifilis, gonore, hepatit B ve HIV/AIDS?i bilirken, HIV/AIDS?i ?cinsel temasla, kanla ve öpüşmeyle bulaşan bir hastalık olarak? tanımladı. Söz konusu kişiler ?kondom kullanırlarsa ve sağlık kontrolü altında olurlarsa bu hastalıklara yakalanmayacaklarını? düşünüyor.
Seks işçilerinin sağlıklarını korumada eğitim ve yaşın en önemli değişken olduğunu gösteren araştırma, şu sonuçları da ortaya çıkardı: Daha fazla risk altında olduklarının bilincindeki genç ve eğitimli seks işçileri, bilgiye ulaşma ve eğitim almaya istekli, daha fazla kondom kullanıyor ve kondom kullanmaya istekliler, Genç oldukları için müşteri kaybetme korkuları yok, müşterinin kondomsuz ilişki isteğini kolaylıkla reddedebiliyorlar, Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlarla HIV/AIDS konusundaki bilgileri sınırlı ve bilgilenmeye istekli olmayan yaşlı ve daha az eğitimli seks işçilerini, bilgi azlığı, kazanç düşmesine yönelik kaygılar ve yaşları müşterilerinin tüm isteklerini koşulsuz karşılamaya ve kondomsuz seks taleplerini yerine getirmeye zorluyor, Bu kişiler, belirli aralıklarla muayene edilmeleri ve kan vermeleri nedeniyle sağlıklarını kontrol altında, kendilerini de sağlam olarak değerlendiriyor, Sağlık kontrolleriyle ilgili kaygıları olduğu için bu kontrollerde ne yapıldığı ve sonuçları hakkında daha ayrıntılı bilgilenmek istiyorlar, Benzer biçimde yaş ile eğitimin tutum ve davranışlarını belirlediği kayıtsız çalışan seks işçileri, polis tarafından yakalandıklarında ilgili sağlık birimlerince cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlarla HIV/AIDS açısından kontrol edilirken, serbest bırakılıp tekrar yakalanana dek mesleklerini tümüyle kontrolsüz sürdürüyor.
Araştırma sonuçlarına ilişkin yapılan değerlendirmede, son 10 yılda seks işçilerinin cinsel ilişki biçimlerinin değiştiği ve çeşitlendiğine dikkat çekildi. Seks işçilerinin bilgi düzeyleri iyi de olsa, hatta kayıtlı çalışanlar için zorunluluk da konulsa, kondom kullanmadan müşterileriyle ilişkiye girebildikleri, dahası kendi partnerleriyle birlikteyken asla kondom kullanmadıkları bildirildi. Bu nedenlerle seks işçilerinin cinsel, mesleki ve sağlık tutumlarının izlenmesi gereğine işaret edildi.
AIDS KONUSUNDA YÜRÜTÜLEN PROJELERSağlık Bakanlığınca Küresel Fon ve MEDA isimli organizasyonlar tarafından AIDS/HIV?in önlenmesine yönelik projeler yürütülüyor. Küresel Fon tarafından finanse edilen 3 milyon 891 bin dolar bütçeli projeyle, ticari seks çalışanları, damar içi uyuşturucu kullananlar, eşcinsellere ve mahkumlara ulaşılması planlanıyor. Bu yılın Nisan-Mayıs ayları gibi başlayan proje kapsamında aralarında eşcinsellerin örgütlerinin de bulunduğu sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliğine gidiliyor. Projeye Zührevi Hastalıklarla Savaş Derneği, Yeniden Sağlık ve Eğitim Derneği, Dokar-Genç, Pozitif Yaşam Derneği ve KAOS-GL gibi oluşumlar katkı sağlıyor.
Sağlık Bakanlığı yetkilileri, söz konusu sivil toplum örgütlerinin bu kişilere ulaşılmasında son derece etkili olduğunu belirterek, yapılan iş birliği sayesinde bugüne kadar bin 414 seks işçisi, bin 57 eşcinsel, 29 damar içi madde kullanıcısı ve 461 hükümlüye ulaşıldığını, 13 bin dolayında broşür ve kitap gibi yayın ile 34 bin 656 kondom dağıtıldığını ve 63 HIV/AIDS?le yaşayan kişiye destek verildiğini bildirdiler.

AIDS, G.Afrika da yaşamı 13 yıl azalttı

AIDS, Güney Afrikalıların yaşam süresini 1990?dan bu yana yaklaşık 13 yıl azalttı.
JOHANNESBURG - Tıp Araştırma Konseyi ve İstatistik Uzmanları Derneği?nin yayımladığı rapora göre, Güney Afrika?da 1990?dan bu yana erkeklerin yaşam süresi 49?a, kadınlarınkiyse 53?e indi. Konseyden Debbie Bradshaw, 1990?da ülkedeki ortalama yaşam süresinin 64 olduğunu ve o yıldan bu yana 51?e indiğini belirtti.
Raporda, AIDS tedavisinde kullanılan ilaçların dağıtılmaması halinde 2015 yılına dek ülkede yaşam süresinin yaklaşık 19 yıl düşeceği vurgulandı.
Araştırmacılar, 2015?e kadar ilaç yardımı alan hastaların yüzde 50?ye ulaşması halinde AIDS?ten ölümlerin gelecek yıllarda azalacağını belirtiyor.
47 milyon kişinin yaşadığı Güney Afrika, yaklaşık 5,5 milyon HIV taşıyıcısıyla, Hindistan?dan sonra bu hastalıktan en fazla etkilenen ülke.
Güney Afrika Devlet Başkanı Thabo Mbeki, AIDS tedavisinde kullanılan ilaçların ücretsiz dağıtılmasında geç kaldığı için sık sık eleştirildi.
Eylülde açıklanan hükümet rakamlarına göre bu ilaçlardan artık 213 bin kişi yararlanıyor.

AIDS bilinci oluşturulacak

AIDS Önleme ve Destek Programı? kapsamında, Gaziantep?in de aralarında bulunduğu 5 ilde 24 gönüllü danışmanlık ve test merkezi kurulacak.
GAZİANTEP - Gaziantep İl Sağlık Müdürü Dr. Yusuf Ziya Yıldırım, ?Ülke genelinde AIDS tehdit unsuru oluşturabilecek düzeyde değil, proje ile amaç kamuoyunda bir bilinç oluşturmak? dedi.
Yusuf Ziya Yıldırım, Sağlık Bakanlığı ile Küresel Fon arasındaki anlaşma doğrultusunda, AIDS yayılımının artmasını önlemek amacıyla uygulanan ?Türkiye HIV/AIDS Önleme ve Destek Programı?nın hassas nüfus gruplarındaki HIV yayılımını önlemek ve bu grupların koruyucu AIDS sağlık hizmetlerinden faydalanmasını artırmak üzere çalışmalarına devam ettiğini belirtti.
Programın hedef kitlesinin damar içi madde kullanıcıları, ticari seks çalışanları, eşcinseller ve ceza infaz kurumlarındaki hükümlü ve tutuklular olduğunu ifade eden Yıldırım, program kapsamında Ankara, İzmir, İstanbul, Gaziantep ve Trabzon?da 24 adet Gönüllü Danışmanlık ve Test (GDT) Merkezi kurulmasının planlandığını açıkladı.
Yıldırım, söz konusu illerde genel nüfusun ve özellikle hedef grupların HIV danışmanlık hizmetlerinden ücretsiz ve gizlilik içerisinde yararlanmasının amaçlandığını anlatarak, şunları söyledi:?GDT hizmetleri verecek merkezler, başvuranların HIV/AIDS konusunda danışmanlık alacakları ve gerektiğinde test yaptıracakları merkezler olup, uygulamada; kaliteli hizmet anlayışı, hizmet alan insanlara doğru iletişim yöntemleri ile yaklaşım ve mahremiyet prensiplerine uygun çalışma yöntemleri ön planda olacak. Ayrıca bu merkezlerdeki danışmanlar, istek olması halinde HIV testi uygulayacaklar ve kondom gibi malzemeleri, broşür gibi bilgilendirme materyallerini temin edebilecekler.?
?GAZİANTEP?TE VE TÜRKİYE?DE TEHDİT UNSURU DEĞİL?Yıldırım, Gaziantep?te kurulması planlanan 2 adet GDT merkezinin hasta müracaatının yoğun olduğu Devlet Hastanesi ve belediyeye bağlı ilgili bir hastane veya sağlık biriminde oluşturulmasının planlandığını söyledi.
Söz konusu sağlık kuruluşlarında görev yapan hekim, psikolog, sosyal hizmet uzmanı ve hemşirelere, program kapsamında ?gönüllü danışmanlık ve test? eğitimi verileceğini anlatan Yıldırım, söz konusu eğitimin 9-11 Ocak tarihlerinde Ankara?da gerçekleştirileceğini belirtti.
İl Sağlık Müdürü Yıldırım, damar içi madde kullanımı ve eşcinselliğin artışı gibi faktörlerden dolayı HIV virüsünün yayılımını önlemek için dünya genelinde büyük çalışmalar yapıldığına işaret ederek, şunları kaydetti:?Türkiye?de AIDS korkulacak, tehdit unsuru oluşturabilecek düzeyde değil. Gaziantep açısından da kesinlikle tehdit unsuru oluşturabilecek boyutlarda değil. Fakat, bu konuda bilgilendirme çalışmalarını devam ettirmemiz ve insanımızın bu bilince sahip olması gerekiyor. Zaten projenin uygulanmasındaki asıl amaç, kamuoyunda bu konuda bir bilinç oluşturmak.?

24 Ekim 2007 Çarşamba

Her gün 1000 çocuk AIDS?li oluyor


BM çocuk fonu UNICEF, hamile kadınların bebeklerine HIV virüsü geçirmesinin önlenmesi konusunda ilerlemeler kaydedilmesine rağmen, dünyada her gün 15 yaşın altında 1000?den fazla çocuğun AIDS?e yakalandığını belirtti.
CENEVRE - UNICEF tarafından yayımlanan raporda, Sahra altı Afrikasından Namibya, Swaziland, Güney Afrika ve Ruanda gibi ülkelerde 2004 ve 2005 yıllarında AIDS tedavisinden faydalanan annelerin sayısında büyük artış olduğu vurgulandı.
Raporda, olumlu gelişmelere karşın geçen yıl dünya çapında çoğu doğum sırasında veya doğumdan hemen sonra, 15 yaşın altında 410 ila 660 bin çocuğun hastalığa yakalandığına dikkat çekildi. Raporda ayrıca, iki yıl içinde uygun tedavi alamamaları durumunda bu çocukların yarısının öleceği belirtildi.
UNICEF sözcüsü Patrick McCormick, sadece 7 ülkenin, 2010 yılına kadar hastalığa yakalanan kadınların yüzde 80?inin tedavi edilmesi hedefinde istenilen rakamları tutturduğunu belirterek, bu ülkelerin Arjantin, Brezilya, Bostvana, Jamaika, Rusya, Tayland ve Ukrayna olduğunu söyledi.
UNICEF, orta ve az gelirli ülkelerde HIV virüsü taşıyan hamile kadınların sadece yüzde 9?unun hastalığın çocuğa geçmesini azaltan ilaç tedavisini alabildiğini kaydetti.
Raporda, uygun fiyatlı ve etkili ilaçlarla AIDS?in erken teşhisi ve tedavisinin, hastalıkta mücadelede çok önemli olduğu kaydedildi. AIDS?ten dünyada her yıl 380 bini çocuk 2,9 milyon kişi hayatını kaybediyor.

Türkiye Ve Aids

Buca?da bir ilköğretim öğrencisiyle annesinin HIV taşıdığının, babanın da bir süre önce AIDS?ten öldüğünün ortaya çıkması, Türkiye?de AIDS gerçeğine dikkat çekti. AIDS gizleniyor, takip edilemiyor ve yayılmaya devam ediyor.
İSTANBUL - İzmir?in Buca İlçesi?nde bir ihbar üzerine yapılan incelemede, bir ilköğretim öğrencisiyle annesinin AIDS hastalığına neden olan HIV taşıdığı, babanın da bir süre önce AIDS?ten öldüğü ortaya çıktı. Öğrenci S.Ş. ve fuhuş yaptığı iddia edilen annesi, sosyal baskı ve dışlanmaktan korkarak durumlarını açıklamayınca, yetkili birimlerden sağlık yardımı da alamadı. 2002 yılında yine İzmir?de Kızılay?dan verilen kanla HIV pozitif olan Y.O?nun eğitim gördüğü ilkokulda bir kriz yaşanmış, veliler çocuklarını okula göndermeyi reddetmişti.
TÜRKİYE?DE AIDS NE KADAR BİLİNİYOR?4 sene içerisinde basına yansıyan iki HIV pozitif vakası, AIDS hastalığı konusunda toplumun bilinç düzeyi ve devlet girişiminin yeterliliğiyle ilgili soruları gündeme getirdi. Gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında AIDS?in Türkiye?de yeterince bilinmemesi ve HIV?in yayılmasına karşı güçlü önlemler alınmaması, toplumda hastalıkla ilgili çeşitli önyargıların oluşmasına neden oluyor.
UNAIDS?in (Birleşmiş Milletler HIV/AIDS?le Mücadele Programı) Türkiye değerlendirmesinde verdiği istatistiklere göre; 1985 ve 2004 yılları arasında toplam 1922 HIV pozitif hasta rapor edildi. Bunlardan 551?inde virüs AIDS?e yol açtı ve 63?ü hayatını kaybetti. 2004 yılında rapor edilen 210 yeni HIV pozitif vakasından 47?si AIDS?e yakalandı ve 7 AIDS kaynaklı ölüm meydana geldi.
SEKS TİCARETİ ÖNEMLİ BULAŞMA SEBEBİResmi raporlara göre; HIV virüsü, hastaların yüzde 6?sına şırıngayla madde alımı yüzünden bulaştı. Toplumda AIDS?in homoseksüellikle yakından ilişkili olduğu yargısının aksine, Türkiye?de virüs taşıyanların ortalama yüzde 50?si heteroseksüel. Dünyanın diğer ülkelerine kıyasla resmi kayıtlara geçen vakaların nispeten daha az oluşu ve madde kullanımına seyrek rastlanması, hastalığın çoğunlukla Doğu Avrupa ülkelerinden seks ticareti yapmak için gelen kadınlar ve müşterileri sayesinde bulaştığı fikrini de doğurdu. 1996?dan 2000?e kadar 44 bin yabancı kadın yasadışı çalıştığı gerekçesiyle gözaltına alındı. HIV pozitif hastaların ülke içindeki coğrafi dağılımı çeşitlilik gösterse de 2003?te yapılan 2 milyon 385 bin HIV testi çoğunlukla İstanbul metropolünde gerçekleşti.
TÜRKİYE?DE ÖNLEMLER YETERLİ DEĞİL1981?den beri tüm dünyanın gündeminde olan AIDS konusunda dünyanın birçok ülkesinde hükümetlerin ve toplumun değişik kesimlerinden kişi ve kurumların insiyatifleriyle sivil toplum girişimleri yürütülse de Türkiye?de bu sayı az. Devlet bünyesinde çalışmalarına devam eden Ulusal AIDS Komisyonu yeterli kapasite ve kaynak sıkıntısı yaşarken, kurula misyonunda yardımcı olacak sivil girişimler de maddi ve manevi destek arayışlarını sürdürüyor.
Türkiye?de AIDS?le Savaşım Derneği bu sivil girişimlerin en kapsamlı çalışmalar yürüteni olarak biliniyor. İstanbul Tıp Fakültesi?nden Prof. Dr. Enver Tali Çetin ve bir grup öğretim üyesi tarafından İstanbul da kurulan dernek, HIV/AIDS konusunda toplumu bilgilendirmek, kişilerin AIDS ve cinsellik konusunda edindikleri bilgileri güvenli cinsel davranışlara dönüştürmelerine yardımcı olmak ve HIV taşıyıcılarının toplum tarafından dışlanmamadan yaşamasını sağlamak için faaliyetlerde bulunuyor.
Devlet sağlık politikalarında henüz gereken hassasiyetin gösterilmediği HIV/AIDS konusu, nüfusunun yüzde 50?sinin 24 yaşın altında olduğu Türkiye?de okul müfredatlarına girmiş değil. HIV taşıyıcılarının, madde bağımlılarının ve cinsel tercihi sebebiyle dışlanmaktan çekinenlerin kendilerini toplumda gizliyor olması, HIV/AIDS sorununun gündeme getirilmeyişinde etkili oluyor. Araştırma, tedavi ve mücadele yöntemlerine yeterli kaynak ayrılamaması, tecrit ve kınamayı yok edecek bilgilendirme programlarının eksikliği de toplumsal cahilliği körüklüyor.
DÜNYADA AIDS1981?de ABD, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Doğu Afrika?nın Viktorya Gölü kıyılarındaki hastanelerde ilk AIDS vakalarının görülmesinden bu yana geçen 25 yılda, HIV dünyanın neredeyse bütün ülkelerine dağılarak 65 milyon kişiye bulaştı, 25 milyonunun da ölümüne sebep oldu. Dünyanın HIV pozitif nüfusunun yüzde 70?i Afrika kıtasının Sahra Çölü güneyindeki ülkelerinde yaşıyor. Botswana, Zimbabve, Namibya ve Güney Afrika gibi ülkelerde ise ülke nüfusunun HIV pozitif olan hasta sayısı yüzde 20 ila 30 arasında değişiyor.Avrupa ve Orta Asya ise dünyanın en hızlı HIV/AIDS yayılmasının yaşandığı bölgeler.
UNAIDS raporlarına göre 2005 yılında 270 bin kişinin HIV pozitif olarak kayıtlara geçmesiyle bölgedeki HIV/AIDS?li kişi sayısı 1.6 milyona ulaştı. Bu sayının geçmiş 10 yıla bakıldığında 20 kat arttığı gözleniyor. HIV ile yaşayan insanların çoğu seks trafiği ve madde bağımlılığın artış gösterdiği Rusya Federasyonu ve Ukrayna?da bulunuyor. 2000 - 2004 yılları arasında yapılan istatistikler de kayıtlardaki kişilerinin yüzde 75?inin 30 yaşın altında olduğunu gösteriyor.
HIV/AIDS konusunda bilgilendirme, tedavi yöntemleri, ilaç tedariki ve sivil insiyatiflerin geliştirilmesi konusundaki çalışmalar Birleşmiş Milletler?in öncülüğüyle dünya çapında devam ediyor. HIV/AIDS konusunun seks trafiği, uyuşturucu kullanımı ve farklı cinsel tercihler gibi sosyal tabularla ilintili olması, konuyla ilgili iletişimi zorlaştırıyor.

AIDS?in tedavisinde yeni bir umut


Doğal bir protein bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
WASHINGTON - ABD?de yapılan bir araştırmada, organizma tarafından doğal olarak üretilen bir proteinin, AIDS virüsünün enfeksiyonu sırasında bağışıklık sisteminin hücrelerinin imha olmasını engellediği ve enfeksiyonun hasara uğrattığı hücrelerin yeniden oluşmasına yardımcı olabileceği belirlendi.
ABD Ulusal Enfeksiyonlu Hastalıklar ve Alerji Enstitüsü (NIAID) araştırmacıları, AIDS virüsünün bağışıklı hücreleri ?limfosit-T?nin içine gizlenerek organizmanın savunma sistemine saldırdığını belirttiler.
Araştırmalarını, ABD Bilimler Akademisinin 5 Şubat sayısında yayımlayan bilim insanları, enfeksiyonun gelişiminin sonunda limfosit-T hücrelerinin kendi kendilerini imha ederek, ?apoptoz? adı verilen ve hala enfekte olmayan hücrelere yayılan bir ?toplu hücresel intihara? neden olduklarını kaydettiler.
Bilim insanları, bağışıklık sistemi hücrelerinin kendi kendilerini imha etmesini engellemek için, değişik safhalarda AIDS hastası olan 24 denekten alınan kan örneklerindeki ?interleukin 7? (IL-7) adı verilen proteinin rolünü test ettiler.
Bu deneyler sırasında, IL-7 proteinine yüksek oranda başvurularak, bir tür tedavi uygulandı. Bu uygulamaya tabi tutulan hastaların kanında apoptoz seviyesinin düştüğü ve moleküllerin enfekte olmasını belirleyen unsurların azaldığı gözlendi. Böylece bağışıklık sisteminin de güçlendiği tespit edildi.
IL-7?nin etkileri, enfeksiyonun ilerleme derecesine göre değişiklik gösterirken, araştırmacılara göre, sonuçlar bu molekülün AIDS?in hasara uğrattığı bağışıklık hücrelerinin yeniden inşası için antiretroviral (HIV/AIDS?li yetişkinlerin ve çocukların daha uzun yaşamalarının sağlanması) olarak kullanılabileceği izlenimini yarattı.

G.Afrika da AIDS aşısı denemesi

ABD?de geliştirilen bir AIDS aşısının yaygın bir şekilde klinik deneyleri Güney Afrika?da yapılacak.
WASHINGTON - Amerikan Sağlık Enstitüsünden (NIH) yapılan açıklamaya göre, virüs taşımayan 3 bin gönüllü kadın ve erkek üzerinde deneyler, Güney Afrika Aşılama Girişimi (SAAVI) ile NIH tarafından finanse edilen AIDS Aşısı Deneme Kuruluşu (HVTN) tarafından ortaklaşa yapılacak.
Amerikan Merck firmasının geliştirdiği prototip aşı, aşılandığı kişilere hiçbir şekilde enfeksiyon bulaşmamasını sağlayan AIDS virüsünün üç geninden oluşuyor.NIH Direktörü Dr. Elias Zerhuni, en büyük umutlarının AIDS salgınını etkin bir aşıyla durdurmak olduğunu, klinik deneylerin ilacın etkinliğini belirlemeyi amaçladığını söyledi.
Aşının iki yıldır yaklaşık 1800 kişi üzerinde ABD, Kanada, Güney Amerika, Avustralya ve Karayibler?de yapılan ilk denemelerinde, herhangi bir risk içermediği ve gönüllülerin yarısından fazlasında bağışıklık sisteminin güçlendiği saptandı.

Sünnet AIDS ten koruyor

Sünnetin, AIDS bulaşma riskini en az yarı yarıya azalttığı bildirildi.
PARİS - ?The Lancet? dergisinin son sayısında çıkan makaleye göre, Kenya ve Uganda?da yürütülen iki araştırma, sünnetle AIDS arasındaki ilişki konusunda daha önce Güney Afrika?da yapılan araştırmayı doğruladı.
Kenya?nın Kisumu bölgesinde 18 ila 24 yaşlarında 1391?i sünnetli 2784 erkek arasında yapılan araştırma, sünnetli erkeklere virüsün bulaşma riskinin en az yüzde 53 az olduğunu gösterdi.
Uganda?nın Rakai bölgesinde 15 ila 49 yaşlarında 4996 erkek arasında yürütülen araştırma da, enfeksiyon riskinin sünnetlilerde en az yüzde 51 daha az olduğuna işaret etti.

AIDS kadınları daha çok etkiliyor



AIDS hastalarına bakma sorumluluğu daha çok kadınların üzerine yıkılıyor, buna karşın evlerinden atılanlar ya da sağlık kuruluşlarından geri çevrilenler de yine kadınlar oluyor.
İZMİR - Biyolojik, sosyo-kültürel ve ekonomik nedenlerden dolayı AIDS?in kadınları daha çok etkilediğini belirten Ege Üniversitesi İzmir Atatürk Sağlık Yüksekokulu Ebelik Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Birsen Karaca Saydam, bir toplumda cinsiyet ayrımcılığı ne kadar fazla ve kadının sosyal konumu ne kadar düşük ise AIDS?in olumsuz etkilerinin o kadar ağırlaştığını bildirdi.

Hintli kadınlar AIDS ten bihaber

Hindistan?da yaşayan kadınların yüzde 40?ından fazlasının, daha önce AIDS hakkında hiçbir şey duymadığı ortaya çıktı.
YENİ DELHİ - Hükümetin yaptığı araştırmanın sonuçları, BM kayıtlarına göre yaklaşık 5,7 milyon AIDS hastasının yaşadığı ülkedeki sivil örgütleri harekete geçirdi. Hindistan?daki en geniş kapsamlı sağlık ve beslenme taraması olan Ulusal Aile Sağlığı Araştırmasına göre, ülkede yaşayan kadınların sadece yüzde 57?si, AIDS?le ilgili bilgi sahibi.

Sünnet Aids e karşı

BM?nin sağlık örgütleri, AIDS hastalığına yol açan HIV virüsünü kapmaktan korunmak için heteroseksüel erkeklere sünnet yaptırmaları tavsiyesinde bulundu.
CENEVRE - Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ile UNAIDS uzmanları, erkeklere, sünnetin virüse karşı kısmi koruma sağlayacağını (yüzde 60 oranında) bunun yanı sıra diğer tedbirlerin de alınması gerektiğini hatırlattılar.
Uzmanlar bunun yanı sıra, sünnet yaptıran erkekleri yaraları iyileşmeden cinsel temasa geçmemeleri konusunda da uyardılar.
Uzmanların Kenya, Uganda ve Güney Afrika?daki araştırmaların ele alındığı, bu ay Montrö?de yapılan toplantının ardından bu tavsiyede bulunmaya karar verdikleri belirtildi. Bu ülkelerdeki araştırmada, sünnetin riski azalttığına dair ?güçlü deliller? bulunduğu belirtilmişti.
Örgütlerden yapılan ortak açıklamada, ?İstişareye katılan uzmanlar, ellerindeki verilere dayanarak sünnetin bundan böyle erkeklerde heteroseksüel ilişki sonucu ortaya çıkacak HIV riskini azaltmada yeni ve önemli bir unsur olarak tanınması gerektiğini tavsiye ettiler? denildi.
WHO HIV/AIDS bölümü başkanı Dr. Kevin De Cock da ?Heteroseksüellerde HIV enfeksiyonunun yüksek ve sünnet oranının düşük olduğu ülkelerde artık heteroseksüel erkeklerde HIV bulaşma riskini azaltacak yeni bir yöntemin bulunduğunu? söyledi. Sağlık örgütlerinin açıklamasında, dünyada tahminen 665 milyon erkeğin sünnetli olduğunun tahmin edildiği belirtildi.
Sünnet önceliğinin yüksek risk altındaki erkeklere verilmesi gerektiği belirtilen açıklamada, genç erkekleri sünnet etmenin halk sağlığı üzerinde uzun dönemli etkisi olacağı kaydedildi.
Sünnetin homoseksüel ilişkide HIV riskini azaltıp azaltmadığı konusundaysa daha fazla araştırma yapmak gerektiği belirtildi.

AIDS uzmanlarından bitkisel ilaç açıklaması

AIDS uzmanları Gambiya Devlet Başkanı Yahya Camme?nin bazı AIDS hastalarını bitkisel ilaçlarla tedavi ettiği iddialarının yanlış olduğunu açıkladı.
WASHINGTON - Gambiya Devlet Başkanı Yahya Camme?nin sarayında normal ilaç tedavisini keserek bitkisel ilaç verdiği hastalardan alınan kan örneklerini test etmek için gönderdiği Senegalli doktor Süleyman Mboup, ?Benim laboratuvarlarımda yapılan kan testlerinin sonuçlarıyla ilgili olarak Gambiya yetkililerinin yaptıkları açıklamalar yanlış? dedi.
Kan örneklerini test etme konusunda ?kendisinin oyuna getirildiğini? belirten doktor Süleyman Mboup, test edilen bazı kan örneklerinde virüse direnç düzeylerinin testlerde tespit edilebilecek eşiğin altında olduğunu belirterek, ?Bu şaşırtıcı değil, çünkü bu hastalar bitkisel ilaç verilmeden önce bilinen AIDS ilaçları alıyordu. Etkin bir anti virüs tedavisi, HIV virüs direncini tespit edilebilecek düzeyin altına düşürür? diye konuştu.
Mboup, Gambiya Devlet Başkanının tedavi olduklarını iddia ettiği hastaların hiçbirinin tedavi olmadığını da kaydetti ve ?AIDS?in bilinen hiçbir tedavisi yok. Hiçbir koşulda benim laboratuvarlarımda yapılan testler, bir AIDS tedavisi iddiasını desteklemek için kullanılamaz? dedi.
Gambiya Devlet Başkanı, şubat ayında yaptığı açıklamada AIDS?i bitkisel ilaçlarla tedavi ettiğini ileri sürmüş, bu iddia AIDS uzmanları tarafından ciddiye alınmamıştı.
Güney Afrika Devlet Başkanı Thabo Mbeki de HIV?in AIDS?e yol açtığını kabul etmediğini belirterek, ülkesindeki milyonlarca AIDS hastasının tedavisinde gecikmeye yol açmıştı.
Dünyada yaklaşık 40 milyon insana, AIDS?e yol açan HIV virüsü bulaşmış durumda ve şimdiye kadar 25 milyon kişi AIDS?ten öldü. AIDS?ten ölenlerin çoğu Afrika kıtasında yaşıyordu.

Her HIV pozitif AIDS demek değil


HIV pozitif ile AIDS genellikle aynı şeyler olarak biliniyor. Oysa ki HIV pozitif, AIDS anlamına gelmiyor.

Çünkü HIV pozitiflik, tedavisi ömür boyu süren kronik bir hastalık olarak kabul ediliyor.İSTANBUL - HIV genel kanının tersine yaş, cins, eğitim, sosyo-ekonomik düzey ya da cinsel yönelim farkı gözetmeksizin herkese bulaşabilir. HIV, bağışıklık sistemini zayıflatan bir virüs. AIDS ise bulaşıcı bir hastalık ve etkeni de HIV. Eğer HIV cinsel yolla alınmış ve hiç bir ilaç tedavisi uygulanmamışsa 3 ile 8 yıl içinde AIDS tablosu gelişebilir. Kan yoluyla alınan HIV?in yine ilaç kullanılmadığı zaman AIDS?e dönüşme süresi ise 1.5 ile 2 yıl. Ancak HIV pozitiflik tedavi ile kontrol altına alınırsa AIDS gelişmeyebiliyor ve kronik bir hastalık olarak ömür boyu devam ediyor.